Etiket: eğitim

Çocuğunuza Duygusal Banka Yatırımı

  • Doğruları yakalayın – takdir edin
  • Sevginizi ifade edin – her gün “seni seviyorum” deyin. Sevginizin koşulsuz olduğunu hissettirin.
  • Duygusunu görün – davranışı değil; altındaki duyguyu fark edin ve ifade edin.
  • Bölünmeden zaman ayırın — ona zaman ayırdığınızda sizi bölecek şeyleri ortadan kaldırın. Telefonu, televizyonu kapatın.
  • Anlamak için dinleyin — yargılamak ya da her zaman ders vermek için değil; onun dünyasını, duygularını, ihtiyaçlarını anlamak için dinleyin.
  • Birlikte eğlenin — oyun oynayın, dans edin, şarkı söyleyin, onların küçük dünyasına dahil olun.
  • Baş başa zaman geçirin – aile zamanı dışında birebir zamanları da paylaşın
  • Sımsıkı sarılın – uyanınca, uyumadan önce, evden çıkarken, eve gelince, oyunlarda birbirinizi bulunca

Çocuklarımızla güven ilişkimizi onlarla bağlantıda kalarak koruyabiliriz. Bunun yolu da onların duygusal bankalarına yatırım yapmaktan geçiyor. Bu yatırım maddeleri ilişkimizi, bağlantıyı kopardığımız kriz anlarında bir koruma kalkanı gibi koruyor.

Bu yazıyı paylaş

Eşinize Duygusal Banka Yatırımı

  • Takdir edin — siz ve aileniz için yapılanları fark edin / takdirinizi ifade edin
  • Anlamak için dinleyin — cevap vermek için değil onun bakış açısını anlamak için dinleyin
  • Sevginizi ifade edin — her gün mutlaka “seni seviyorum” deyin ya da sevginizi gösteren bir şey yapın
  • İhtiyaçlarını gözetin — neye ihtiyaç duyduğunu fark edin ve daha mutlu hissetmesi için ihtiyaçlarını karşılaması konusunda destek olun
  • Sürprizler yapın — sürpriz bir çiçek, bir kutu çikolata, bir yemek rezervasyonu, evde bir film gecesi – alternatifler yaratıcılığınıza kalmış
  • Her gün mutlaka sarılın — uyanınca, uyumadan önce, evden çıkarken, eve girince fırsat yaratıp sıkı sıkı sarılın
  • Baş başa zaman geçirin — özellikle çocuklardan sonra yalnız kalmak zorlaşıyor. Baş başa olabileceğiniz fırsatları iyi değerlendirin, temas halinde iletişimde kalın.
  • Birlikte eğlenin — Eğlence sizin için ne ifade ediyorsa – birlikte spor yapmak, tavla oynamak, film seyretmek, dans etmek, arkadaşlarla olmak , birlikte gülmek bağınızı güçlendirir.

Bana göre ilişkiler birbirinin iyilik halini gözetmek için sürekli bir çaba gerektiriyor. Bu çaba iki taraflı gösterilmediğinde doğal olarak duygusal anlamda uzak hissediliyor. Bunun sonucu aynı evde yaşayıp çok az şey paylaşan, birlikte ama yalnız bireyler oluyor.

Bu yazıyı paylaş

Yetişkinliğinizde Toksik Ebeveynleriniz Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Yetişkin halinizle

  • Ebeveynleriniz size hala çocuk gibi davranıyor.
    • Çocuk gibi seviyor
    • Sınırlarınızı ihlal ediyor
    • Aile yaşantınıza müdahale ediyor
    • Fazla korumacı davranıyor
  • İstediklerini yapmanız için duygu sömürüsü yapıyor, size kendinizi suçlu hissettiriyor.
    • Para vererek
    • Para vermeyerek
    • Sizi manipüle ediyor
  • Ebeveynlerinizle bir araya geldikten sonra yoğun fiziksel ağrılar veya duygusal çökkünlük hissediyorsunuz.
    • Bir araya gelmek size iyi hissettirmiyor.
  • Ebeveynlerinizin beklentilerini hiçbir zaman karşılayamayacağınızı hissediyorsunuz.
    • Asla onların istediği mükemmel / hayırlı / başarılı / becerikli / duyarlı çocuk olamadınız.
  • Ebeveynlerinizin kendi hayatı var ve siz o hayatın hiçbir yerinde yoksunuz.
    • Sizi aramıyor, sormuyor.
    • Görmek istemiyor.
    • Duygularınızı yok sayıyor.
    • Artık bir yetişkin olduğunuz için anne babalık görevinin bittiğini düşünüyor.
Bu yazıyı paylaş

Çocukluğunuzda Toksik Ebeveynleriniz Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Çocukluğunuzda

  • Ebeveynleriniz size değersiz hissettirdi. Duygusal tacize maruz kaldınız.
    • Salak!
    • Ne beceriksizsin!
    • Off! Bıktım senden!
  • Sizi “disipline etmek” için fiziksel şiddet uyguladılar.
    • Kızınca tokat atmak
    • Canınızı acıtarak sürüklemek
    • Uzaklaştırmak için itmek, tekmelemek
Bu yazıyı paylaş

Toksik Ebeveyn Davranış Modelleri

Şiddet deyince genelde fiziksel şiddeti düşünüyoruz; ancak duygusal şiddet de fiziksel şiddet kadar yaralayıcı çocuklar için. Bir ömür boyu benliklerini zedeleyen sonuçları var. Geçen yazıda sözcüklere yansımasını ele almıştık. Şimdi de davranışlarımıza ve ebeveynlik tarzımıza yansımasını konuşacağız.

  1. Çocuğu kendi malı ve uzantısı olarak görürler. – Toksik anne babalar çocuklarını fazla sahiplenerek kendi malı gibi üzerinde hak iddia ederler. Kendi yaşam tarzlarını, kendi doğrularını, kendi inançlarını  mutlak doğru olarak kabul edip çocuğa da bunu empoze etmeye çalışırlar. “Benim çocuğum böyle dans etmez”, “Benim çocuğum zayıf not almaz”, “Benim çocuğum beni üzmez” gibi kendi yakıştırdıkları davranış kalıplarını ve mükemmeliyetçi beklentilerini çocuğun üzerine yüklerler. Böyle ailelerin çocukları hiçbir zaman kendi özgün benliklerini bulamaz, kendilerini gerçekleştirecek alan bulamazlar. Bazen de kendi hayallerini, isteklerini ve ideal yaşam hedeflerini çocukların üzerinden gerçekleştirmeye çalışırlar. Örneğin kendi Anadolu Lisesi kazanamamıştır, çocuğuna kazanması için baskı yapar. Tenis öğrenmek hep içinde kalmıştır, çocuk istemese de mutlaka onu tenis kursuna yazdırır ve devam etmesi için baskı yapar. Bu anne babaların söylediği cümle “Ne var? Kötü bir şey mi istiyorum? Çocuğum için en iyisini istiyorum”dur.. Tabii ki Anadolu Lisesi kazanmak ya da tenis öğrenmek kötü şeyler değil ama buradaki sıkıntı çocuğa kendi yetenekleri ve istekleri doğrultusunda alan açmayıp kendi isteklerini empoze etmektir. Çocuklardan da sıklıkla “ben sen değilim” savunmasını duyarız. Kendi tercihlerini yaşamak istese de çocuk çoğu zaman anne babasını üzmemek, hayal kırıklığına uğratmamak adına boyun eğer. Bazen de gizlice kendi istediklerini yapmaya çalışır; çünkü paylaşırsa asla kabul görmeyeceğini bilir. Ama o zaman da suçluluk duygusu içini kemirir. İç huzuruyla kendi seçimlerinin sonuçlarını yaşayamaz.
Bu yazıyı paylaş

Toksik Ebeveyn Cümleleri

Çocuklarımıza nasıl konuştuğumuz, nasıl davrandığımız onların ruh sağlığı açısından çok belirleyici. “Ben çocuğuma hiç el kaldırmadım” diyen bir ebeveyn yeterince iyi bir ebeveyn midir? Ruhsal olarak sağlıklı bir çocuk büyütüyor diyebilir miyiz? Bunun cevabını bilemeyiz.

Şiddet deyince genelde fiziksel şiddeti düşünüyoruz; ancak duygusal şiddet de fiziksel şiddet kadar yaralayıcı çocuklar için. Bir ömür boyu benliklerini zedeleyen sonuçları var. Belki de çocuğunuza bilmeden duygusal şiddet uyguladınız ya da uygulamaya devam ediyorsunuz. Belki de çocukken size bunlar yapıldı ve söylendi ve siz de anne babaların böyle davranmasını “normal” değerlendiriyorsunuz… Belki de içinizdeki yaranın hala kanadığını fark etmediniz…

Peki, neler söyler toksik ebeveynler, gelin birlikte bakalım:

Bu yazıyı paylaş

Çocuğum Ağlayınca Ne Yapacağımı Bilmiyorum

Bir önceki yazımda çocuğumuzun ağlamasına izin vermekten çok ağladığı zaman nasıl tavır takındığımız daha önemli demiştim.

Peki, ağladığı zaman ne yapacağımızı biliyor muyuz? Bununla ilgili de bir anket yapmıştım ve aşağıdaki sonuçları elde ettim.

%8 “Ağlama” diyerek susturmaya çalışırım.

%24 Ağlaması beni huzursuz eder, ama sakin kalmaya çalışırım.

%40 Şefkatle yanında dururum, izin verirse sarılırım.

%28 Dikkatini başka yöne çekmeye çalışırım.

Şimdi her birini birlikte ele alalım.

Bu yazıyı paylaş

İnsanın En Güçlü Tanığı Kendisidir

Bir önceki yazımda Altı Tanıklık Boyutu’ndan bahsetmiştim. Sevgili Doğan Cüceloğlu Hoca’mız altı tanıklık boyutunu açıkladıktan sonra ekliyor: “İnsanın en güçlü tanığı kendisidir”. Peki bu ne demek?

Şöyle ki; her insan en yakınları tarafından altı tanıklık boyutunda tanınmak, görülmek, kabul edilmek, önemsendiğini, değer verildiğini, sevilmeye, sayılmaya değer olduğunu bilmek ister. Bu her yaşta hepimizin ihtiyacı. Bir aile içindeki kişiler bizim en güçlü tanıklarımız olur. Çocuklar için anne-babaları, eşler için birbirileri ve çocukları olabilir en güçlü tanıklar. Yıllar içinde hayranlık duyduğunuz, rol model aldığınız başka kişilerin tanıklıklarını da çok önemseyebiliriz. Yaptıklarımızın, olduğumuz insanın görülmesini, takdir edilmesini, kabul edilmesini istemek kadar doğal bir ihtiyaç yoktur ilişkilerde. İnsan olmanın temelinde bu vardır.

Bu yazıyı paylaş

Altı Tanıklık Boyutu

Sevgili Doğan Cüceloğlu Hoca’mız, Geliştiren Anne Baba kitabında altı tanıklık boyutundan bahsediyor. Her biri kutsal birer emanet olan çocuklarımızı yetiştirirken çok çok önemli olan herbir boyutu nasıl gerçekleştirebileceğinize dair örnekler vererek açıklamak istedim.

1. Önemseniyor muyum? Çocuklar müthiş bir potansiyelle dünyaya geliyorlar. Onlara bu potansiyellerini ortaya koyabilecekleri alanları açıyor muyuz? Yoksa engel olarak bu muhteşem potansiyelin körelmesine mi sebep oluyoruz? “Çocukların dünyayı keşfetmesine ilgi duyan ve onlara bu fırsatı veren bir ortam, çocuklar için en sağlıklı gelişim ortamıdır.” Önemli olan onların doğal olarak getirdikleri öğrenme, keşfetme merakını desteklememiz, bu konuda var olan potansiyellerini daha da parlatmaları için onlara rehberlik etmemiz. Bunu nasıl yapacağız diye sorarsanız; 

Bu yazıyı paylaş

Evlenmeden Önce Kırmızı Bayraklar

“Eşinizle en büyük sorununuz nedir?” sorusuna aldığım yanıtlar beni bu paylaşımı yapmak için harekete geçirdi. Pek çoğumuz için bu kırmızı bayrakların farkına varmak konusunda artık çok geç olduğunun farkındayım. Yani evlendik bile, çocuklarımız oldu, yıllar geçti, yaşayıp gidiyoruz. Fakat bu kırmızı bayrakları çoğumuz evlenmeden önce fark ediyoruz aslında. Ama bir şekilde ya görmezden geliyoruz, ya da bile bile lades oluyoruz.

Aklıma gelenleri 9 başlıkta toparladım:

  1. Kültür / Aile bağları farklılıkları: Her birimiz farklı ailelerde bambaşka bir kültür içinde yetişiyoruz. Aynı şehirden ya da benzer coğrafi bölgeden olmak aynı kültürden geleceğimizi göstermiyor. Farklılıkları kucaklamak çok güzel; ancak eğer başlangıçta tanıdıkça eşinizin ailesiyle, aile kültürüyle, aile bağlarıyla ilgili bazı şeyler sizi rahatsız ediyorsa; bilin ki bunlar rahatsızlık vermeye devam edecek. Örneğin; düğününüzle ya da evlenince oturacağınız evle ilgili kararlarda sizin söz hakkınız olmadıysa her şeye “bizde böyle” diyerek eşinizin ailesi karar verdiyse bu bir kırmızı bayrak olabilir. Size göre de doğrusu buysa hiç sorun yok. Zaten o zaman ortada bir kırmızı bayrak olmaz. Eğer bir tarafın aile kültüründe erkek çocukları daha değerli görme yatkınlığı hissederseniz; bilin ki sizin de doğacak erkek çocuğunuz yerlere göklere sığmayacak; ancak kız çocuğunuz aynı kıymeti görmeyecek. Bu size göre yanlışsa çocuklarınız olduktan sonra o aileyi değiştiremezsiniz. Evlenmeden önce size uygun olmayan bazı fikir ve kültür farklılıklarını anlamanız önemli.
Bu yazıyı paylaş