Etiket: duygu yönetimi

Çocuğum Ağlayınca Ne Yapacağımı Bilmiyorum

Bir önceki yazımda çocuğumuzun ağlamasına izin vermekten çok ağladığı zaman nasıl tavır takındığımız daha önemli demiştim.

Peki, ağladığı zaman ne yapacağımızı biliyor muyuz? Bununla ilgili de bir anket yapmıştım ve aşağıdaki sonuçları elde ettim.

%8 “Ağlama” diyerek susturmaya çalışırım.

%24 Ağlaması beni huzursuz eder, ama sakin kalmaya çalışırım.

%40 Şefkatle yanında dururum, izin verirse sarılırım.

%28 Dikkatini başka yöne çekmeye çalışırım.

Şimdi her birini birlikte ele alalım.

Bu yazıyı paylaş

Ağlayınca Ne Olur?

Bir süredir ağlamakla ilgili anketler yaptım.

İlk sorum olan “Çocuğunuzun ağlamasına hiç kıyamayanlardan mısınız?”a 500’den fazla yanıt aldım bunun %82’si biraz ağlayabilir, %18’i hiç kıyamam oldu. Peki anneanne, babaanne ve dedeler bu konuda ne diyor diye sorunca %83 ağlatma diyor, %17 beni destekliyor sonucu çıktı. Bizler ağlamanın doğal bir duygusal tepki olduğunu bilsek bile büyüklerimiz  kıyamıyor; hatta torunlarının biraz ağladığını gördüklerinde hemen her istedikleri olsun yeter ki ağlamasın diye hemen tüm yelkenleri suya indiriyorlar.

Bu yazıyı paylaş

Sevgi Ve Güven Rehberliğinde İlişki

Sizin ilişkinize hangi duygular ya da değerler rehberlik ediyor?

Sevgi ve güvenin rehberliğinde mi ilerliyorsunuz yoksa korku ve kaygının çıkmazında mısınız genel olarak?

Bazen ilişkimizde her şey yolunda gitse bile kendi içimizdeki mutsuzluk, güvensizlik, sevgisizlik, tatminsizlik bizi karşımızdaki kişiden şüphe duymaya, kaybetmekten korkmaya, sorun çıkarmaya yöneltebilir. Her şeyi olduğundan kötü algılarız, negatif senaryolar kurmaya meyil ederiz. Kendi yaralarımızın, duygularımızın, ihtiyaçlarımızın farkında değilsek ve kendimizi iyileştirmek için çaba göstermezsek ilişkimize gerçekten zarar verebiliriz. Böyle bir durumda eşimizin duygusal zekası, anlayışı, davranışın ötesini görebilme becerisi önem kazanır; fakat bir yetişkin olarak farkındalıkla davranmak bizim sorumluluğumuz. Dolayısıyla çocuk gibi kapris yapıp sürekli karşı tarafın bizi alttan almasını, anlayışlı olmasını beklemek pek gerçekçi değil. Hiçbir ilişkide her zaman bir taraf verici pozisyonda olamaz. Uzun vadede o ilişki ve o kişi çok yıpranır.

Bu yazıyı paylaş

Yeni Nesil Ebeveynlik

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba 🙂 Hepimiz bir ya da birkaç ebeveynlik tarzına maruz kalarak büyüdük, sonra kendimiz anne baba olduk ve baktık ki bazı şeyler eskisi gibi değil. Uzmanlar yeni şeyler diyor, kitaplar öyle olmaz, böyle yapın diyor. Doğal olarak kafalarımız karışık. Yeni nesil ebeveynlik anlayışında neler öne çıkıyor bir toparlamak istedim.

  • Duygularını ifade etmesini sağlayın – bunun için biraz davranışların altında yatan duyguyu okuma konusunda pratik yapmamız gerekiyor. Etkin dinleme de bunun en iyi yöntemi. Eğer çocuğumuzun bize yapışmasını davranıştan öte hangi duyguyla gerçekleştirdiğini görebilirsek o davranışa bakış açımız ve verdiğimiz tepki değişir. Onun duygularına rehberlik ettikçe, önce kendi duygusunu kendisinin anlamlandırmasına ve sonrasında da ifade etmesini sağlayabiliriz. Böylece çocuk kendini; sağlıksız değerlendirdiğimiz davranışlarla ortaya koymaktan vazgeçecek ve doğru bir şekilde ifade etmeyi öğrenecek.
Bu yazıyı paylaş

Korkuyla Yüzleşmeye Cesaretin Var Mı?

“Gerçekten durup korkuyla yüz yüze gelme cesaretini gösterdiğin her deneyimde güç, cesaret ve güven kazanırsın” demiş Eleanor Roosevelt. Bu cümle; hem yetişkin halimizle bizler için, hem de çocuklarımız için geçerli diye düşünüyorum.

Sözü edilen yüzleşme; konfor alanından çıkmak için kendimizi zorlamayı içeriyor. Büyümenin ve gelişmenin ilk adımı her zaman konfor alanından çıkıp “korku alanına” girmeyi gerektiriyor.

Konfor alanımızda bildiğimiz ortamda kendimizi güvende hissederiz. Hayat belirgin, çevre ve insanlar tanıdıktır. Konfor alanından çıkmak için ilk adımı atmak bizi pek çok belirsizliğin olduğu “Korku Alanı”na sokar. Bu alandan konfor alanına dönmek için bahaneler üretebiliriz, başkalarının düşünceleri bizi kolayca etkileyebilir; çünkü konfor alanına dönmek kolay olandır. Beynimiz tanıdık olanı arar ve ister. Korku alanı kararlılıkla yolda kalmamızı gerektirir.

Bu yazıyı paylaş

Çatışma Çözüm Aşamaları

Çatışma yaşanmayan ev yok. Çatışmaların yaşandığı durumları bir uçta kavgaya dönüşmesi bir diğer uçta da tatlılıkla çözülmesi gibi düşünebiliriz. Önemli olan kavgaya dönüşme ucuna gitmeden ortalarda veya huzurla çözmeye yakın bir yerde ilişkimizde hasara ve kırılmalara yol açmadan çatışma ortamını sonlandırabilmek.

  1. Dinle: Öncelikle karşımızdaki kişiyi çoğu zaman dinlemiyoruz. Konuşmasına izin vermeden cevabı ya da kişiliğine etiketi yapıştırıyoruz. Biraz konuşsa biz altta kalmamak için ne cevap versek diye düşünmeye başladığımız için yine dikkatimizi onun söylediklerine vermemiş oluyoruz. Eşiniz telefonu elinizden bırakmanızı istediğinde ve bunun için size bir şeyler söylemeye başladığında önce dinleyin.
Bu yazıyı paylaş

Uzaktan Eğitimde Etkili Ebeveynlik

Geçenlerde bir arkadaşımla buluştum. Çocuğu 5. sınıfta özel okulda uzaktan eğitim görüyor. Bazı derslere girmek, dinlemek istemiyormuş ya da ödevlerini kendi sorumluluğunda oturup yapmıyormuş. “Hep benim zorlamamla, iteklememle, başında durmamla, “hadi” dememle yapıyor. Bu konu yüzünden uzaklaştık birbirimizden hep kavga ediyoruz. Ben çok yoruldum artık. ”dedi. Ve ekledi; “yazılarını okuyorum, çok da faydalı buluyorum; ama Gülşah olmuyor! Kendimi bağırırken, sinirimden ağlarken buluyorum. Ne yapıcam? Olmayınca ne yapacağız, onu da söyle!” dedi.

O kadar haklı bir tükenmişlik hali ki… Çok iyi anlıyorum.

Tüm anne babalar için gerçekten çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bizler her anlamda stres altındayız. Evden çıkarak çalışıyorsak ve çocuklar evde uzaktan eğitim görüyorsa ayrı bir problem, evdeysek ve eğitimde başlarında duruyorsak ayrı bir problem… Çocuklar için rutinlerinden çıkmış olmak, arkadaşlarıyla görüşememek, evin içinde ekran başında durmak ayrı bir problem. Bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmak, dünyayı anlamlandırmak zaten yeterince zorken; bir de evdeki gergin ortam herkesi daha da sıkıyor kesinlikle.

Peki ne yapacağız?

Bu yazıyı paylaş

Kendimi Kontrol Etmenin 9 Adımı

Ebeveynliğimde bana sürekli rehberlik eden cümle “Müthiş ebeveynlik kendini kontrol etmeye başlayıp; çocuğu kontrol etmeyi bıraktığında gerçekleşir.” Bu o kadar doğru bir yaklaşım ki; bunun farkına vardığımız anda tüm ebeveynlik deneyiminiz başka bir boyut kazanabilir.

Dünkü ankette %67 oranında “kendimi kontrol edemiyorum – olmuyor olmuyor” sonucu çıkınca bu paylaşımı yapmak istedim. Kendinizi kontrol edebilmek adına neler yapabilirsiniz?

Bu yazıyı paylaş

ÇOCUĞUM BENİ DUYSUN

Sakinleşmenin ve daha sakin kalmanın yöntemlerini konuştuk. Şimdiye kadar paylaştıklarımı uygulayıp işe yaradığına dair bana ilettiğiniz mesajlar için çok teşekkür ediyorum. 

Peki sakin kalarak çocuğunuza kendinizi nasıl duyuracaksınız? Şimdiye kadar “bağırmadan beni duymuyor” diye düşündüyseniz; söylemek istediklerinizi nasıl ileteceksiniz? 

  1. Önce ilişkiyi kurun: Hep söylediğim gibi ebeveynliğin %80’i kurduğunuz bağlantı. Çocuğunuzla sevgi, anlayış, kabul temelinde bir ilişki içinde olmak sesinizi duyması için ilk şart. Siz onu dinleyip, fikirlerine saygı duyuyorsanız; onun da size aynı şekilde yaklaşması çok muhtemel. 
Bu yazıyı paylaş

Daha Sakin Kalmak İstiyorum

Öfke konusundaki yazı dizimde gelelim sakin kalmanın yöntemlerine. 

  1. Sizi tetikleyen şeyleri bilin: Dünkü “Beni Neler Tetikliyor?” paylaşımda anlattığım gibi; öfke kontrolünün ilk adımı tetikleyen şeyleri teşhis etmek. Henüz sizi her defasında tetikleyen davranışları belirlemediyseniz lütfen paylaşımı tekrar okuyun ve bunları belirleyin. Eğer neyin tetiklediğini bilirseniz; önlemek için daha fazla şansınız olur. 
  1. Uyarın: Nelere sinirlendiğinizi belirlediğinize göre; bu davranışlar sergilenmeye başladığında çocuklarınızı henüz kızgınlık ölçeğinin 2. basamağındayken uyarabilirsiniz. Önceden ufak uyarılar vermek her zaman işe yarar. Örneğin; saat 20:30’da yatmaya gidilecek. “Hadi” demek için 20:30’u beklemek yerine; 20:15’te “çocuklar uyku saatine son 15 dakika, biraz daha oynayın; ama sonra oyuncaklarınızı birlikte toplayacağız ve uyku için hazırlanacağız.” diye bir uyarı verebilirsiniz. Sonra bu uyarıyı 10 dakika kala ve 5 dakika kala da yapabilirsiniz. Böylece çocukları hazırlamış olursunuz; çünkü hazırlamadığınızda hem sizin hem de onların açısından kriz çıkma olasılığı çok daha yüksek. Bu uyarıları her konuda yapmak mümkün, arkadaşlarının evinden ayrılmaları gerektiğinde, parktan çıkmadan, yemeğe oturmadan vs. Planları siz yapıyorsunuz, kararları alıyorsunuz, ve harekete geçiyorsunuz; ama onların da bunun bir parçası olmaya, haberdar edilmeye hakları var.
Bu yazıyı paylaş