Yeni Nesil Ebeveynlik

yeni nesil ebeveynlik

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba 🙂 Hepimiz bir ya da birkaç ebeveynlik tarzına maruz kalarak büyüdük, sonra kendimiz anne baba olduk ve baktık ki bazı şeyler eskisi gibi değil. Uzmanlar yeni şeyler diyor, kitaplar öyle olmaz, böyle yapın diyor. Doğal olarak kafalarımız karışık. Yeni nesil ebeveynlik anlayışında neler öne çıkıyor bir toparlamak istedim.

  • Duygularını ifade etmesini sağlayın – bunun için biraz davranışların altında yatan duyguyu okuma konusunda pratik yapmamız gerekiyor. Etkin dinleme de bunun en iyi yöntemi. Eğer çocuğumuzun bize yapışmasını davranıştan öte hangi duyguyla gerçekleştirdiğini görebilirsek o davranışa bakış açımız ve verdiğimiz tepki değişir. Onun duygularına rehberlik ettikçe, önce kendi duygusunu kendisinin anlamlandırmasına ve sonrasında da ifade etmesini sağlayabiliriz. Böylece çocuk kendini; sağlıksız değerlendirdiğimiz davranışlarla ortaya koymaktan vazgeçecek ve doğru bir şekilde ifade etmeyi öğrenecek.

  • Çocuğunuzdan özür dileyin – eski nesil ebeveynlikte çocuktan özür dilemek diye bir şey yoktu tabii… Fakat yeni nesil ebeveynlikte davranışlarımızın sorumluluğunu almak, hatamızı kabul etmek ve bunu çocuğumuza ifade etmek önemli. Bunun en önemli faydası herkesin hata yapabileceğini görmeleri ve böylelikle kendi hatalarında kendilerine çok fazla yüklenmemeleri; hata yapıp yola devam edebileceklerini bilmeleri. İkinci faydası davranışlarının sorumluluğunu almak ve özür dilemek konusunda onlara doğru model olmak. Üçüncü ve en güzel faydası ise tamir etmenin ilişkileri yakınlaştırıcı, güven tazeleyici etkisi. Mükemmel olmaya çalışmadıkça iki eşit insan olarak iletişimde kalmak daha kolay ve daha özgürleştirici.
  • Duygularınızı görmesine izin verin – eskiden çocuklara üzüldüğümüzü, kaygılandığımızı göstermek istemezdik. Şimdiyse görmelerinin iyi bir şey olduğunu söylüyoruz. Burada önemli olan nokta bizim duygularımızı sağlıklı yaşayıp yaşayamadığımız. Yani en ufak bir şeyde sinir krizi geçiriyorsak, üzüldüğümüzde aşırı tepkiler verip kendimize veya çevremize zarar verici boyutta sağlıksız davranışlar sergiliyorsak bunları görmesinler tabii ki. Bu durumda sizin duygu yönetimi konusunda kendi üzerinizde çalışmanız iyi olacaktır. Eğer kendi duygu yönetiminizi sağlıklı yapabildiğinizi düşünüyorsanız,  olumsuz nitelendirdiğimiz üzüntü, öfke, endişe gibi duyguları yaşadığınızı görmeleri bu duyguları nasıl ele aldığınızı gözlemlemeleri ve duyguların geçici olduğunu anlamaları açısından sağlıklı olacaktır.
  • Sevdikleri şeyleri yapın – onların sevdikleri aktiviteleri birlikte yapmak ebeveyn çocuk bağını çok güçlendirir. En küçük yaşlardan itibaren onların hayatına dahil olmak, onların önemsediği şeyleri önemsemek çocuğa kendini değerli hissettirir. Kendini değerli görmek hayatının her evresine, her ilişkisine olumlu yansıyacak, kendini güvende hissetmesine sebep olacak en önemli kazanım. Oyunları size ne kadar saçma gelirse gelsin eşlik etmek, sorunları ne kadar minik görünürse görünsün önemsemek, duygusunu kabul etmek, onu gördüğünüzü, anladığınızı, varlığını onayladığınızı hissetmesi ergenlik ve yetişkinlikteki ilişkinize en büyük yatırım.
  • Duygu yönetimini öğretin – yeni nesiller için başarının en büyük belirleyicisi duygu yönetimi. Duygusal zeka kapasitesi, empati becerisi, başarılı sosyal ilişkiler yürütebilme, iletişim becerisi için duygu yönetimi çok gerekli. Üstteki maddeler de duygu yönetimi temeline dayanıyor. Önce ebeveyn olarak kendimiz bu konuda kendimizi geliştirelim ki daha sonra da çocuklarımıza bu beceriyi aktarabilelim.
  • Zorlayıcı sohbetler yapın – eski nesil ebeveynlikte zorlayıcı sohbetlerden anne babalarımız genellikle kaçınırdı. Bu konuları anne babasıyla rahatça konuşamayan gençler de yanıtları dışarıda ararlardı. Sonuçta da el yordamıyla, deneme yanılmayla, kulaktan dolmayla yalan yanlış bilgiler edinilirdi. Yeni nesil ebeveynlikte çocukla ne kadar güvenli bir bağ kurabilirsek, çocuk da o oranda bizimle her şeyi konuşmak konusunda kendini rahat hisseder. Cinsellik, karşı cinsle ilişkiler, romantizm, mağduriyet yaşadığı herhangi bir konu, arkadaşlık ilişkileri aklınıza neler geliyorsa; tüm konularda çocukla sohbet içinde kalmak, onları yargılamadan dinlemek, duygularını kabul etmek, rehberlik etmek, koşulsuz sevgimizi hissettirmek çok ama çok kıymetli. Kendi doğrularımızı ifade edebiliriz; ama onları empoze edemeyiz. Her seçiminde ve hatta hatasında yanında olacağımızı bilmek en büyük güven kaynağı.
  • Fikirlerini dinleyin, önemseyin – bir çocuğun en büyük ihtiyacı, görülmek, duyulmak ve anlaşılmak. Bu her zaman her istediğini yapacaksınız anlamına gelmiyor. Tabii ki her istediği yapılmayacak, tabii ki sağlıklı sınırlar uygulanacak; ama çocuk isteklerinin, ihtiyaçlarının, fikirlerinin önemsendiğini bilecek. Yapmamız gereken onu dinlemek, bunu neden istediğini, neden ihtiyaç duyduğunu, neden önemsediğini, duygularını ortaya konarak anlamak, üzerinde konuşmak ve sohbeti çocuğun kendini değerli hissettiği bir kapsamda bitirmek. Çocuğumuz anlaşıldığını hissettiği anda en temel ihtiyacı karşılanmış olacağından fiziksel istekler o kadar önemli olmayacaktır.
  • Model olarak öğretin – çocuğum benim sözümü dinlemiyor, söylediklerimi yapmıyor diye endişelenmek yerine, sizi sürekli izlediği için endişelenin. Çünkü söylediklerinizi muhtemelen gerçekten yapmayacak; ama ne yapıyorsanız onu yapacak. Siz nasıl model oluyorsanız o davranışları sergileyecek, siz ona ya da eşinize kızdığınızda neler yapıyor, neler söylüyorsanız onları aynen kendi hayatına entegre edecek, siz bir problem karşısında nasıl tepki veriyorsanız o da benzer tepkileri verecek, sinirlendiğinizde bağırıyorsanız bağıracak, bir yerlere vuruyorsanız vuracak. Bu model alma durumu tabii ki tüm hayatı boyunca etkili oluyor ve hayatı boyunca pek çok kişiyi model alıyor çocuk. Ancak beynin en çok geliştiği 0-6 yaş aralığında nelere maruz kaldığı temel kişilik yapısının oluşmasında çok belirleyici oluyor. Bu yüzden tabii ki en temel eğitim ailede alınıyor. 3 ya da 4 yaşında anaokuluna başlayan çocuğun belli bir ilişki kurma, problem çözme yatkınlığı oluyor. Bu yatkınlık hem mizaçla getirdikleriyle hem de ailede gözlemledikleriyle gelişiyor.
  • İhtiyaç duydukları anne-baba olun – siz bir çocukken nasıl bir ebeveyn ihtiyacı içindeydiyseniz onlar da benzer bir ihtiyaç içinde. Kendilerini dinleyen, kabul eden, varlığını onaylayan, değer veren, sevildiğini hissettiren, onları bir birey olarak gören, saygı duyan birer ebeveyn.

Ne dersiniz? Bu yazıyı okumak size neler düşündürdü?

Eski nesil ebeveynlikle yeni nesil ebeveynlik arasında ne gibi farklar olduğunu gözlemliyorsunuz?

Yeni nesil ebeveynlik yöntemlerini ne kadar uygulamaya koyabiliyorsunuz?

Hangi yöntemler size daha otomatik geliyor?

Yeni nesil ebeveynlikte kendi anne babalarımızdan farklı yaptığımız ya da yapmaya çalıştığımız başka neleri fark ediyorsunuz?

Benimle paylaşırsanız çok sevinirim. İçten sevgilerimle.

Bu yazıyı paylaş