Korkuyla Yüzleşmeye Cesaretin Var Mı?

Korkuyla Yüzleşmeye Cesaretin Var Mı

“Gerçekten durup korkuyla yüz yüze gelme cesaretini gösterdiğin her deneyimde güç, cesaret ve güven kazanırsın” demiş Eleanor Roosevelt. Bu cümle; hem yetişkin halimizle bizler için, hem de çocuklarımız için geçerli diye düşünüyorum.

Sözü edilen yüzleşme; konfor alanından çıkmak için kendimizi zorlamayı içeriyor. Büyümenin ve gelişmenin ilk adımı her zaman konfor alanından çıkıp “korku alanına” girmeyi gerektiriyor.

Konfor alanımızda bildiğimiz ortamda kendimizi güvende hissederiz. Hayat belirgin, çevre ve insanlar tanıdıktır. Konfor alanından çıkmak için ilk adımı atmak bizi pek çok belirsizliğin olduğu “Korku Alanı”na sokar. Bu alandan konfor alanına dönmek için bahaneler üretebiliriz, başkalarının düşünceleri bizi kolayca etkileyebilir; çünkü konfor alanına dönmek kolay olandır. Beynimiz tanıdık olanı arar ve ister. Korku alanı kararlılıkla yolda kalmamızı gerektirir.

Ancak korkularımıza rağmen o yolda ilerleme, hata yapma, kırılma, başarısız olma, kendimizi ortaya koyma cesaretini gösterdikten sonra yeni deneyimler ediniriz, öğreniriz, gelişiriz… Bu alanda edindiğimiz her deneyim bize güç, cesaret ve özgüven verir.

Çocukları da konfor alanlarından hiç çıkarmazsak, varlık göstermeleri için onları  desteklemezsek, en ufak bir zorlukla karşılaştıklarında tüm sorunu onların yerine çözersek, “tamam, vazgeç, üzülme, yorulma, zorlanma, sıkılma, terleme” dersek onların gelişim fırsatını ellerinden almış oluyoruz. Aslında onlara iyilik değil tüm iyi niyetimizle kötülük yapmış oluyoruz.

Ebeveynlikte en hassas denge kendimizi kontrol etmek. İçgüdüsel korumacılığımızı ne zaman ne kadar dizginleyeceğimize karar vermek.

Siz bu konuda kendinizi nasıl değerlendirirsiniz?

Başlangıçta çok korkarak yola çıkıp sonra “iyi ki vazgeçmemişim”, “iyi ki yapmışım” dediğiniz deneyimler oldu mu?

Hayatınızda neler değişti?

Bu deneyimler size neler kattı?

Çocuğunuzu korumak istediğiniz için yüzleşmesine engel olduğunuz sorunlar, yaşam deneyimleri oldu mu?

Bu yazı size neler düşündürdü?

Benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

İçten sevgilerimle…

Bu yazıyı paylaş