Sarılmanın İyileştirici Gücü

Sarılmanın İyileştirici Gücü

Dün dünya sarılma günüydü; bundan ilham alarak sarılmanın iyileştirici gücü üzerine yazmak istedim.

Aile terapisti Virginia Satir diyor ki; “Hayatta kalmak için günde dört sarılmaya, hayatı koruyucu bakımla geçirmek için günde sekiz sarılmaya, büyümek için günde 12 sarılmaya ihtiyacımız var.” Bu kadarı da fazla ya da abartılı dediğinizi duyar gibiyim; ama değil. Bence ne kadar fazla sarılırsak o kadar iyi.

Sarılmanın bizleri daha sağlıklı ve mutlu yaptığı kanıtlanmış bir bilimsel gerçek. Nasıl mı?

  1. Sarıldığınızda hem sizin hem de sarıldığınız kişinin stres seviyesi azalır.
  2. Oksitosin bilim adamlarının “kucaklaşma hormonu” ya da “aşk hormonu” da dedikleri doğal bir kimyasal. Birine sarıldığımızda, dokunduğumuzda, yakın oturduğumuzda oksitosin seviyesi artar. Bilim adamları bu hormonun kadınlarda daha büyük etkisi olduğunu söylüyor. Oksitosin kan basıncında ve stres hormonu olan norepinefrinde düşüş sağlıyor. Bebeğini kendine yakın tutan, sarılan ya da emziren annelerde de oksitosinin pozitif etkileri görülüyor.
  3. Sarılmanın stres azaltıcı etkisi aynı zamanda sizi daha sağlıklı kılar. 400 yetişkinle yapılan bir araştırmada güçlü bir duygusal destek sistemi olan katılımcıların hastalıklara karşı daha dirençli oldukları görülmüş.
  4. Sarılma kalp sağlığınızı da korur. Bir çalışmada 200 yetişkin iki gruba ayrılmış: Bir grup eşiyle 10 dakika el ele tutuştuktan sonra 20 saniye birbirine sarılmış.  Diğer grup eşiyle 10 dakika 20 saniye boyunca sadece sessizce oturmuş. İlk gruptaki kişilerin kalp atış hızında ve kan basıncında daha fazla düşüş gözlenmiş.
  5. Sarılma korkuları azaltmakta yardımcıdır. Dokunma düşük özgüveni olan insanlarda kaygı düzeyini düşürür. Cansız bir oyuncak ayıya bile sarılmak varoluşsal korkuları azaltmaya yarar.
  6. Sarılma bir iletişim biçimidir: İnsan iletişiminin %55’i beden diliyle, %38’i ses tonuyla, sadece %7’si kelimelerle gerçekleşir. Dokunma pek çok duyguyu karşıdaki insana geçirebilen bir beden dili ifadesidir. Sarılma ise çok rahatlatıcı ve en bağlantı arttırıcı dokunma yöntemidir.

Sarılma fırsatlarını arttırıcı ip uçları şunlar olabilir:

Bebeğinizi sık kucağa almak. Onunla sevgi akışını hissetmek ve hissettirmek. Çocuğunuz büyüdükçe ona her gördüğünüzde sarılmak, okula giderken, okuldan eve gelince, uyumadan önce sarılarak iyi geceler dilemek, uyanınca sarılarak güne başlamak vb.

Sarılma içeren oyunlar oynamak. Örneğin yakalamaca harika bir sarılma oyunudur. Saklambaç oynayıp onu her bulduğunuzda sarılabilirsiniz. Başka bir oyunda kazanana sarılma ödülü verebilirsiniz.

Eşinizle de aynı şekilde evden her ayrılışta ya da eve geri gelişte sarılabilirsiniz.

Uyumadan önce yatakta birbirinize iyi geceler dilemek için 20 saniye boyunca sarılmayı deneyebilirsiniz. Bir de varlığına şükür duyduğunuz bir özelliğini ifade etseniz ne süper olur. Siz “yok artık daha neler” demeden ben bu yazıyı bitireyim artık. 🙂

Bu bilgiler ışığında ne dersiniz, sevdiklerinize yeterince sarılıyor musunuz?

Daha fazla sarılmak için neye ihtiyacınız var?

Çok sarıldığınız ya da dokunduğunuz günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Sarılmanın iyileştirici gücüne siz de inanıyor musunuz?

Benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

Bu yazıyı paylaş