Duyguya EVET Diyebilmek Ne Demek?

Duyguya EVET Diyebilmek Ne Demek

Davranışa hayır deseniz de; duyguya evet deyin.

Bu cümle Daniel Siegel’ın Dramsız Disiplin kitabında geçiyor ve bana yeni yazım için ilham verdi.

Anne babalar olarak çoğunlukla davranış düzeyinde yargılıyoruz çocukları.

Çok yaramaz oldu bu çocuk, her yeri dağıtıyor / kirletiyor.

Annesine / Babasına “gerizekalı” diyor, terbiyesiz!

Oyuncağını paylaşmıyor kardeşiyle. Malı çok kıymetli.

İtaat etmiyor. Asi.

Hep bilgisayar başında. Asosyal, bağımlı. vs…

Bu listeyi daha çok uzatmak mümkün. Bu etiketleri yapıştırdıktan sonra da “davranışı” düzeltmek için azarlıyoruz, sorguluyoruz, tehdit ediyoruz, ya ahlak dersi ya da nasihat vermeye girişiyoruz. Yetmiyor bir de duygu sömürüsü ekliyoruz bazen üzerine.

Bıktım senin bu dağınıklığından! Canım çıkıyor şu evi temiz tutmak için. Hiç acımıyorsun bana!

Hiç öyle denir mi babaya, ayıp! Nerden öğrendin bu kelimeyi?? cık cık cık..

Paylaşmak lazım ama… O senden küçük!

Asi oldun iyice sen. Ben senin yaşındayken annemin sözünden çıkamazdım yoksa yerdim tokadı.

Çık biraz odadan da yüzünü görelim. Alıcam o bilgisayarı artık odandan.

Aslında çocuk başka türlüsünü, daha iyisini bilmediği ve içindeki yoğun duygularla baş etme becerisi henüz gelişmediği için bu davranışları gösteriyor.

Peki aslında davranışa takılmayıp; onu böyle davranmaya iten duyguya odaklansak neler fark ederdik?

Davranışa takılmamak davranışı onaylamak anlamına gelmez. Tabii ki çocuğun dağınıklığını toplamasını, babasına kendisini saygılı ifade etmesini vs istiyoruz; fakat içten gelen bir merakla kendimize sorsak bu çocuk niçin bunu yapıyor? Hangi duyguyla bu davranışı sergiliyor?

Bir örnek üzerinden devam edecek olursak; 4 yaşındaki çocuk yemekten önce çikolata yemek istiyor. Anne ya da baba da buna izin vermediği için çocuk onlara “gerizekalı” diyor. Çocuk öfkesini başka türlü ifade edemiyor. O anda anne baba kendini kontrol ederek ve sakin kalarak “Sana şu anda çikolata vermediğim için çok kızdın bana galiba? hmm… seni anlıyorum.” gibi önce onun duygusunu anladığını ve kabul ettiğini ifade edince biraz sakinleşme gözlenebilir. Daha sonra “evet, yemeğini yedikten sonra neli çikolata yemek istiyorsun bakalım?” gibi bir sohbet başlatınca çocuk sanki o çikolatayı yemişçesine rahatlayabilir.

Krizler çoğu zaman aslında dediğini yaptırmak için değil; çocuğun anlaşılmak, görülmek, duyulmak ve kabul edilmek ihtiyacından kaynaklanır. Önemli olan bağlantıyı koparıcı tepkilerden kaçınıp bağlantıda kalabilmektir. Kendi evinizde yaşadığınız krizlerden yola çıkarak duyguyu görme ve kabul etme çalışmaları yapabilirsiniz.

Her davranış duygu ve ihtiyaç temellidir. Çocuklarımız bizim onayladığımız bir davranış sergilediğinde mesela gelip bize sarılıp öptüğünde o anda kabaran sevgi duygusuyla bunu yapıyor. O anlarda sorun olmuyor. Ancak öfke, utanç, hayal kırıklığı, korku, kıskançlık, endişe, yalnızlık gibi olumsuz algıladığımız duygularla ortaya çıkan davranışlar sorun yaratıyor. Halbuki tüm duyguları öncelikle kendimizde sonra çocuklarımızda fark etmek, kabul etmek, kucaklamak mümkün olsa, bunları yaşamaya hem kendimize hem çocuklarımıza izin verebilsek hayatımızda neler değişir?

Peki davranışa ne zaman nasıl hayır diyeceğiz? diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bir şey öğretmenin zamanı kriz zamanları değil, her şeyin yolunda olduğu, olumlu duyguların yaşandığı, bağlantı içinde olunan zamanlardır. Çocuk ancak bağlantıdayken bir şey öğrenmeye açık hale gelir. O zamanlarda da en etkili yöntem direkt çocuğa nasihat etmek ya da ders vermek değil; sohbet içinde kalmak, model olmaktır.

Bunları okumak size nasıl hissettirdi?

Siz duygularınızı yönetebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Daha etkin yönetmek için neye ihtiyacınız var?

Evdeki krizleri nasıl yönetiyorsunuz?

Sakin kalmak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

Benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

Bu yazıyı paylaş

There are 2 comments

  1. Kitabi okumustum .Hayatta herseyin kontrol edilebilir olmadigini tek dogru tek yanlis olmadigini herseyin algimizda gizli oldugunu hissettim.Tabiki zmn zmn duygularimi yonetemiyorum yine de kontrol cikmiyorum kabule yaklasiyorum.Daha etkin yonetmek icin kisinin stres kaynaklarini belirlemesine ozen gostermesi gerektigini dusunuyorum.Evdeki.krizleri yasadigi duyguya anlayis acarak konusarak cozuyoruz .Kendime ne kdr cok alan acarsam daha az stres yasadigimi ve esnedigimi gozlemliyorum.Sizi ints.da kimegoreneye gore olarak takip ediyorum tesekkur ederiz.

    30 Ocak 2020, 17:23
    1. Merhaba Gulceri Hanım, sizi instagram isminizden tanıyorum 🙂 Öncelikle buradaki yorumunuz için çok teşekkür ediyorum ve sizi çocuğunuzla iletişiminizdeki hem kendinizi gözlem hem de onun duygularına duyarlılık çabanız konusunda tebrik ediyorum. Yorumlarınızla katkıda bulunmaya devam etmeniz beni çok sevindirir. İçten sevgilerimle…

      30 Ocak 2020, 17:58