Güvenli Bağlanan İlişkiler

güvenli bağlanan ilişkiler

22-23 Mart’ta Psikoloji İstanbul’un organize ettiği Dr. Stan Tatkin’in online olarak gerçekleşen “Güvenli Bağlanan İlişkiler” eğitimindeydim.

Romantik ilişkilerin “güvenli” bağlanması ne demektir? Nasıl olur? Güvensiz bağlanmadan gelen iki kişi ilişkilerinde güvenli bağlanmayı sağlayabilirler mi? Güvenli bağlanmış ilişkilerin özellikleri nelerdir? Bu konularda edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.Öncelikle evet iyi haber: kişiler güvensiz bağlanma geçmişine sahip olsalar da farkındalıkla ve çabayla güvenli bağlanan bir ilişki yaşayabilirler. Güvenli fonksiyon gösteren bir ilişki iki kişinin güven temelinde yaptığı bir anlaşmadır.

Dünyada insanlar üzerine en uzun araştırma olan Harvard Grant Study ortaya koyuyor ki hayattan memnuniyet ve mutluluk duygularını oluşturan en önemli etken hayat boyunca yaşanan iyi ilişkiler.

Araştırmayı yürüten Valliant, 80 yıldır devam eden araştırmanın sonucunu, yani “mutlu bir yaşamın sırrı nedir?” sorusunun cevabını şu şekilde özetliyor: “Mutluluk aşktır. Nokta.”

Güvenli fonksiyon gösteren bir ilişki yaşamak zihinsel ve fiziksel sağlığımızı olumlu etkiliyor ve uzun, sağlıklı bir yaşamın anahtarını oluşturuyor.

İlişkilerde ortak amaç ve vizyon

Ortak Amaç & Ortak Vizyon

İlişkinin güvenli fonksiyon göstermesi ve devamı için sevgi yeterli değil diyor Dr. Stan Tatkin. Öncelikle çiftler tarafından paylaşılan ortak bir amaç ve ortak bir vizyon gerekiyor. Çiftlerin neden birlikte olduklarını ve nereye doğru yol aldıklarını güçlü bir şekilde belirlemeleri çok önemli. 

Sadece “birbirimizi sevdiğimiz için birlikteyiz” ya da “yaşayıp gidiyoruz” demek yeterli olmuyor. Sevgi bir duygu, iner çıkar, değişir. Bazen tartışıp birbirimizden hoşlanmadığımız anlarda da bizi birbirimize bağlı tutacak bir amaç ve birlikte kalma nedenine ihtiyacımız var. 

Çiftlerin aynı anlamı, aynı amacı paylaşmaları önemli. 

Örneğin; iki taraf da çocukların öncelikli gelmesi gerektiğini düşünüyorsa sorun yok; çünkü o durumda çiftler öncelikle ebeveyn olacaklarına karar vermiştir. 

Bir taraf kariyerim öncelikli diyor diğer taraf ise ilişkinin öncelikli gelmesini bekliyorsa bu problem yaratabilir. 

Bir kişi ilişkide yüzde yüz şeffaf olunmasını bekliyor; fakat diğer taraf bazı bilgileri saklıyorsa bu da uzun vadede sorun yaratacaktır. 

Bir taraf çocuk sahibi olmayı çok önemsiyor; fakat diğer taraf kesinlikle çocuk istemiyorsa bu da ilişkide sorun olur ve çift muhtemelen birlikte kalamaz. 

Aynı şekilde bir taraf tek eşliliği savunurken diğer taraf çok eşliliği hak görüyorsa ilişki yürümeyecektir. 

Bunlar sadece örnekler her biri bireysel olarak bu insanların kötü olduğunu göstermez; sadece birbirlerine uygun olmayacaklarını gösterir. İlişkiden beklentilerin, ilişki içine girerkenki amacın, birlikte kalmaktaki amacın, bizi biz yapan değerlerimizin evlilik öncesi konuşulması ve bilinmesi gerekir. 

Pek çok kişi “seviyorum” yanılgısı içinde bunları konuşmuyor; çünkü kaybetmekten korkuyor ya da konuşup kırmızı bayrakları görse de ilişkiye devam ediyor ve sonrasında aynı konular problem olarak karşılarına çıkıyor. 

Kendimiz için önemli değerlerde, fikirlerde ve beklentilerde aynı çizgide olmak önemli. Aynı şeyleri istiyoruz, aynı şeylere inanıyoruz, aynı şeyleri bekliyoruz diyebilmek gerekiyor. Bunlarda hemfikir olmak ilişkiyi kolaylaştırıyor ve tek ihtiyaç dürüstçe konuşmak, tartışmak.

Birlikte Gelişirler

Güvenli bağlanan çiftler sadece birlikte hayatta yaşayıp gitmez aynı zamanda da birlikte gelişirler. Birbirlerinin gelişimine, büyümesine, başarısına katkıda bulunurlar.

Bunun kişilikle, kültürle, geçmişten gelen travmalarla ilgisi yoktur. Bu kavram basitçe birbirlerinin hayatta kalmalarına ve gelişimlerine katkıda bulunacaklarının garantisini verdikleri bir anlaşmadır. Birlikte verilen bir karardır.

Yetişkin olmak bunu gerektirir.

Dayandıkları Prensipler

Yetişkin ilişkilerinin devamı bazı prensiplerin sağlanması koşuluna bağlıdır.

Bu prensipler eşitlik, adalet ve birbirine karşı hassasiyettir. Çiftler birbiriyle dayanışma ve işbirliği içindedir. İlişkide eşit iki patron vardır.

Bir karar verirken bu kararın hem kişisel olarak kendilerinin hem de birbirlerinin faydasına olmasına dikkat ederler. Sadece bir kişinin faydasına olması diğer taraf için haksız ya da adaletsiz bir durum ortaya çıkarıyor olabilir. Bu durum o kişi için tehdit algısı oluşturur. O zaman kendine fayda gören kişi niçin her ikisi için de iyi olacağı konusunda karşı tarafı ikna eder.

Çatışmaları hiçbir zaman suçlama ve tehditle değil; ikna, pazarlık, uzlaşı ve etkileme yoluyla çözerler.

Örneğin; eşlerden birine cazip bir iş teklifi geldi. Kariyerindeki yükselme için gerçekten iyi bir fırsat ve o kişi bu işi kabul etmeyi düşünüyor. Fakat bu yeni pozisyon çok fazla seyahat etmesini gerektirecek dolayısıyla yılın 180 gününde evde olamayacak. Böyle bir durumda bu yeni düzene geçmeden ve emrivakiyle “terfi aldım” demeden önce eşiyle oturup konuşması, eğer eşinin çekinceleri varsa onun kafasındaki soru işaretlerini gidermesi, onu da bunun her ikisi için de niçin iyi olacağına ikna etmesi beklenir. Güvenli işleyen bir ilişki içinde o eş hiçbir zaman “Amaan, ben terfi aldım, sen benim için sevinmek yerine kendini düşünüyorsun” demez. Her iki taraf da öncelikli olarak “birlikte” iyi olma halini göz önüne alır.

Güvenli bağlanan çiftler hiçbir zaman birbirlerini ilişkiyi bitirmekle tehdit etmezler. Çünkü bunun yapılması karşı tarafın varoluşundaki en temel güvenlik ihtiyacını tehdit eder.

İnsanlar tehdit algıladıklarında savaş ya da kaç konumuna girerler, iletişime kendilerini kapatırlar. Sadece güvende hissedildiğinde herhangi bir şeye ikna olmak ya da etki edilmek mümkündür. Bu yüzden eşler birbirlerini hassasiyetle güvende hissettirmeye öncelik verirler.

güvenli bağlanan ilişkiler

Bibirlerini Korurlar

Güvenli bağlanan çiftler birbirlerini hem topluluk içinde hem de özelde korurlar.

Her zaman dış faktörler olacaktır; fakat çiftlerin onları koruyan kendilerine ait bir ekosistemi vardır. Örneğin bazı şeylerin aralarında kalması gerektiği konusunda anlaştılarsa biri diğer kişilerin yanında o özel konudan bahsetmez, diğer tarafı utandırmaz. Diyelim ki insanlık hali olarak bir hata yapıp ağzından bir şeyleri kaçırırsa özür diler, eşinin gönlünü alır. “Amaaan sen de ne hassassın, abarttın” gibi şeyler söylemez. Çünkü çiftler sınırlarını birbirlerini tanıma aşamasında ya da zaman içinde deneyimlerle belirlemiştir ve neleri yapacakları, neleri yapmayacakları konusunda bir anlaşmaları vardır, sınırları bellidir. Bu sınırlar onları hem dışardan, hem de birbirlerine karşı hata yapmaktan korur.

Buna kendi anayasaları vardır da denebilir.

“Biz birbirimize her şeyi söyleriz”,

“Biz tek eşliliği savunuruz”,

“Biz yatağa birlikte aynı saatte gideriz”

“Pazar günlerini aile etkinliklerine ayırırız”

“Eve geç geleceğimizde diğer tarafı arayarak haberdar ederiz.” gibi kuralları olabilir. Bu kurallar iki taraf için de iç rahatlığıyla kabul edildiği sürece sorun yoktur. Önemli olan ilişki içindeki iki insanın kabulü ve huzurudur. Bu kuralların her iki eş tarafından da benimsenmesi esastır. Eğer içlerinden biri bu konuda rahatsızsa ve uygulamak istemiyorsa sorun var demektir. Yine ikna, uzlaşı, pazarlık yöntemleriyle niçin her ikisi için de iyi olduğuna birlikte karar vermeleri beklenir.

Birbirlerini bu prensipler çerçevesinde sorumlu tuttukları için birbirlerini hata yapmaktan da korumuş olurlar. Bu prensipler onların koruyucu sınırlarıdır.

güvenli bağlanan ilişkiler

İlişkiye Öncelik Verirler

Güvenli bağlanan çiftler için ilişkileri öncelikli gelir. Bu diğer hiçbir şeyi önemsemezler, çocuklara ilgi göstermezler ya da kariyerleri önemli değildir anlamına gelmez.

Bilirler ki onlar evin çatısını oluşturur ve alttaki diğer tüm sistemler onların liderliğindedir. Çift olarak onların iyi olma halinden diğer herkes fayda sağlar. Örneğin çocuklar, geniş aileleri, işleri vs. Onlar iyi olmazsa çocuklar da iyi olmaz gibi. Diğer tüm ilişkiler onların iyi oluşuyla beslenir.

Diğer sistemleri de etkileyecek tüm kararlar çatıdan çiftler tarafından beraberce uzlaşı, ikna, pazarlık yöntemleriyle alınır.

İlişkiye öncelik vermek demek “sana ve senin algına haklı olma ihtiyacımdan daha fazla önem veriyorum” demektir. Eğer bir hata yaptığını düşünmüyorsa bile eğer karşı taraf alınıp kırıldıysa, duyguları incindiyse asıl olan diğer tarafın algısıdır. Bu algıyla ilgilenmek eşlerden diğerinin görevidir.

Güvenli bağlanan çiftler birbirinin bakımında olduklarını bilirler. Diğer tarafa ilgi göstermek, onun duygularına ve algısına hassas davranmak birbirlerinin işidir.

güvenli bağlanan ilişkiler

Birbirlerini Tanırlar

Dr. Stan Tatkin diyor ki; güvenli bağlanan çiftler birbirlerini iyi tanırlar. Birbirleriyle yakından ve dikkatle ilgilenirler. Bunu da anda kalarak ve o anın içinde yüzde yüz varlık göstererek yaparlar.

Düşünecek olursanız her romantik ilişkinin başlangıcında tüm çiftler aslında böyledir. Bisiklete binmeyi öğrenmek gibi en başta düşmemek için çok dikkat ederken zamanla öğrenip hareketlerimiz otomatiğe bağlandıkça bir süre sonra bisiklet üzerinde ne yaptığımızın farkında olmayız. İlişkiler de bunun gibi; en başta birbirimize karşı çok dikkatli yaklaşırken zamanla çift olarak birbirimize  aşina oldukça beynimiz otomatik tepkiler vermeye ve hafızadan fikir yürütmeye başlar.

Bu hepimiz için böyledir ve bu durum ilişkileri tehlikeye götürür. Bunun farkındalığıyla güvenli bağlanan çiftler birbirlerini iyi tanıyarak dikkatle yaklaşmaya devam ederler. Zaman içinde edindikleri tanıma bilgisini karşı tarafı güvende hissettirmek ve iletişimde kalmak için ne yapabilecekleri konusunda bir kaynak olarak kullanırlar.

Bu kaynakları öğrenip birbirlerini iyileştirmek için kullanırlar.

Eğer birbirlerini iyileştirecek kaynaklara sahip değillerse bu bir sorun yaratır.

Eğer bu kaynaklara sahip olup kullanmıyorlarsa bu da bir sorun yaratır.

Peki ilişkide otomatiğe bağlama tuzağına düşmeden nasıl sevgi dolu ve aşık kalacağız?

Tek bir çözümü var: anda kalmayı ve o anın içinde yüzde yüz varlık göstermeyi geri getirerek.

Göz göze, yüz yüze, ten tene zaman geçirerek.

Birlikte iyi vakit geçirerek ve sevdiğimiz şeyleri birbirimizle paylaşarak.

Sevilen şeylerin paylaşılması o şeyin beyindeki olumlu etkisini büyütür. Olumluyu paylaşmak çoğaltır. Eğer bu yapılmazsa ve iki taraf da kafasına göre takılıp bir şey paylaşmazsa ayrı düşerler. Bir ilişki içinde en kötüsü fiziksel olarak bir arada olup kendini yalnız hissetmektir. Güvenli bağlanan çiftler bunun farkındadır. Hassasiyetle varlık göstermeyi ve paylaşmayı önemserler.

güvenli bağlanan ilişkiler

Şeffaf Davranırlar

Şeffaf davranmak güvenli bağlanan çiftlerin bir diğer niteliği. Eşler birbirleriyle her şeyi konuşabilirler.

“Ben seni eş olarak seçtim; o zaman sana söyleyemeyeceğim ne olabilir ki?” diye düşünürler. Duyacakları hoşuna gitse de gitmese de bir şey saklamazlar.

Sağ elin yaptığını sol el bilir. Burada önemli olan konuların ruhunu ifade etmektir; sözel olarak kelime kelime her şeyi ifade etmek değil.

Güvenli bağlanan çiftler bilirler ki sırlar saklamak, yalan söylemek daha fazla kaynak gerektirir ve ilişkiyi zorlaştırır. Onların amacı ilişkiyi olabildiğince kolaylaştırmaktır.

İlişki içinde kendileri olmaktan ve özgür olmaktan çekinmezler. Onlar birbirlerinin en güvendikleri kişilerdir. Aldıkları bilgilerin diğer tarafı incitmek için kullanılmayacağına dair derin bir güven duyarlar. Bu gerçek arkadaşlıktır.

Daha önce çiftlerin hiçbir zaman ilişkiyi bitirmekle tehdit etmediklerini söylemiştim. Bunun şöyle bir istisnası var; onu da açıklamak istiyorum. Bir eşin güvenliğini tehdit eden, onu büyük ölçüde rahatsız eden bir durum olduğunda eşlerden biri “ya bunu yapmayı bırakırsın, ya da ben gidiyorum” diyebilir. Bunlar “anlaşma bozuculardır”.

Örneğin; “ya alkolü bırakırsın; ya da ben yokum”. Alkol ilişkiye zarar verici boyutta önem arz ediyorsa diğer taraf bunu söyleyebilir. Fakat bunu söylediğinde gerçekten ciddi olması beklenir. Yani böyle bir cümleyi sadece tehdit amaçlı; ya da karşı tarafa istediğini yaptırmak için söylemez.

Biz Bilincindedirler

Güvenli işleyen çiftler birbirleri ile ayaklarından bağlıymışçasına bilirler ki; biri düşerse diğeri de düşer. Biri yükselirse diğeri de yükselir.

Birbirine bağlılık gerçek güçtür. Bu durum dillerine de yansır ve “ben” olarak değil “biz” diliyle konuşurlar. “Biz” şunu düşündük, “biz buna karar verdik” gibi…

Çiftin dışarıdaki hayatı tabii ki devam eder. Dışarıdaki üçüncü faktörler her zaman olacaktır. Çocuklar, arkadaşlar, hobiler vs. Bunları yönetirken birbirlerinin iyilik halini göz önüne alırlar, birlikte ikna, uzlaşı, pazarlık, etkileme yöntemlerini kullanarak karar verirler. Eşlerden birinin üçüncü faktörler nedeniyle kendini tehdit altında hissetmesine mahal vermezler. Birbirlerinin güvenliğini garanti ederler.

Hayat yeterince belirsizdir ve bu başlı başına bir stres kaynağıdır. Güvenli bir çift olmanın testi ne kadar strese birlikte göğüs gerebildikleridir. İşte, sağlıkta, finansal durumlarda, çocuklarla ilgili konulardaki değişikliklerde, kayıp  dönemlerinde işbirliği ve dayanışma içindedirler.

“Biz” olarak hareket etme birliği kişilerin “ilişki içinde yapayalnız olma” halini  ortadan kaldırır. Çünkü bilirler ki; ilişki içindeki yalnızlık hissi en kötüsüdür.

Kırılmaları Tamir Ederler

İlişki içinde kırılmaların olması çok doğaldır. İnsan olmanın bir sonucudur. Hepimiz insanız ve aptalca şeyler yapabiliriz. Önemli olan tamir etmek.

Bunun kibarlıkla ilgisi yoktur. Hafızayla ve tehdit algısı ile ilgisi vardır. Çalışmalar gösteriyor ki; kısa sürede tamir edilen kırılmaları çiftler zaten hatırlamıyor yani hafızada yer etmeden siliniyor. Ancak kırılmaların uzun sürmesi ve tamir edilmemesi olumsuz duyguların ve anıların birikmesine sebep oluyor. O durumda bu anılar uzun süreli hafızada biriktiriliyor.

Herkes beyninde olumsuza yatkınlıkla doğar. Çiftler tamir etmedikleri süreyi uzattıkları zaman diğer tarafın beyninde en olumsuz senaryolar döner. Doğan güvensizlik bebekleri, çocukları, yetişkinleri çok ciddi şekilde etkiler. Bu durum kronikleşirse ve sürekli olarak devam ederse hastalıklara ortam yaratır.

Tamir etmek; o konuyu çözümlemek anlamına gelmez. Sadece bir hata yaptığının kabulü, sorumluluğunu almak ve “özür dilerim”, “haklısın”, “eşeklik ettim”, “dinlemeliydim” gibi bir şey demek yeterlidir o an için.

Bu kadarını bile söylemek karşı taraftaki tehdit algısını ve saldırıya geçme güdüsünü azaltır. Bunu duyan kişinin kalp atışları düşer, nabzı normale döner. Ondan sonra konuşmaya ve iletişime daha açık hale gelebilir. Daha uygun bir zamanda ya da sakinleştikten sonra bu konuyu konuşabilirler. Fakat sinirliyken “kaç ya da savaş” modundayken konuşamazlar. O yüzden eşlerin önceliği her zaman güvenlik algısını sağlamaktır.

Konuşurlarken birbirleri üzerinde değil; “problem” üzerinde çalışırlar. Bir defada sadece bir problemi konuşurlar. Konuları dallanıp budaklandırmazlar. Problem genelde konuşulan konu değildir. Problemi yaratan bu konular hakkındaki iletişim tarzıdır.

Hepimiz mükemmel şekilde kusurluyuz ve yapabileceğimizin en iyisi “yeterince iyi” olmak. Çatışmaları en kısa sürede tamir etmek konusunda anlaşırsak “yeterince iyi” zaten MÜKEMMEL.

Kendinizi Değerlendirin

Bu yazı size neler düşündürdü ve hissettirdi? Paylaşırsanız çok sevinirim.

Bu yazıyı paylaş

There are 6 comments

  1. Çok aydınlatıcı ve sorunlarımızı görmemizde yardımcı olan bir paylaşım oldu.Teşekkürler…👏

    4 Ekim 2020, 12:36
    1. Ben teşekkür ederim yorumunuz için. Çok sevgiler…

      23 Ekim 2020, 19:50
  2. Sorun ve çözümün bir arada olduğu istifade edebileceğimiz nadir yazılardan, tesekkur ederiz

    23 Ekim 2020, 15:16
    1. Ben çok teşekkür ederim. Sevgilerimle…

      23 Ekim 2020, 19:51
  3. Anladım ki ben tek taraflı evlilik yaşıyorum. Ne yazıkki 14 yıldır eşim evlilik bilincine sahip olamamış. O hep beni sığınacak liman görmüş. Teşekkür ederim yazınız için.. 🙏👋… ☹️

    23 Ekim 2020, 16:50
    1. Ben teşekkür ederim. Farkındalık sorunları çözmek için ilk adım. Umarım farkındalıkla bazı şeyleri iyi yönde değiştirebilirsiniz. İçten sevgilerimle…

      23 Ekim 2020, 19:53