Ay: Nisan 2020

Suçluluk Duygusuyla Nasıl Başa Çıkılır?

İki gündür anne olarak hissettiğimiz suçluluk ve yetersizlik duygusu üzerine konuşuyoruz. Bugün de bu duygular üzerine biraz daha konuşacağız ve bu duyguları hissettiğimizde nasıl daha kolay atlatabileceğimizi paylaşacağım.

Her birimizin burada benim aklıma gelenlerden farklı yöntemleri de olabilir. Onları da hepimize ilham olması açısından bizlerle paylaşırsanız çok sevinirim.

Öncelikle söylemek istiyorum ki; bu duygular tüm dünyadaki her yaştan, her ırktan, her sosyoekonomik sınıftan, herkese ait duygular.

Ünlü tenis oyuncusu Serena Williams, kızı ilk adımlarını atıp yürümeye başladığında antrenmandaydı. Bir ay sonra Instagram’da paylaştığı fotoğrafın altına çok çalışıp dilediği kadar kızı Alexis Olympia’nın yanında olamadığı için iyi bir anne gibi hissetmediğini yazdı. Ne kadar ünlü ya da zengin de olsan bu duygunun kurbanı olabilirsin. Suçluluk duygusu genellenerek “ben bu annelik işini pek beceremiyorum” hissine dönüşüyor.

Bu yazıyı paylaş

Anneler Neden Suçlu Hisseder?

Annelerin çocuklarının gelişimindeki rolü, sorumluluğu çok büyük. Çoğumuz hatta belki hepimiz zaman zaman bu büyük sorumluluğun altında ezildiğimizi, bu kadar yükü kaldıramadığımızı hissediyoruz. Kendimizi sorguluyoruz, suçluyoruz, yetersiz hissediyoruz. Bu duygularla nasıl başa çıkacağımızı ayrı bir yazıda ele alacağım.

Öncelikle bize kendimizi suçlu hissettiren başlıklar neler? “En çok hangi alanlarda bu duyguyu hissediyoruz” diye düşündüm. Eminim sizin aklınıza bundan çok daha fazlası gelecektir. Onları da bizlerle paylaşırsanız çok sevinirim.

Bu yazıyı paylaş

Çocuğun Birey Olarak Varlık Göstermesi

Doğum sıvı bir çevreden hava bir çevreye geçilen radikal bir değişimdir. Bebek anneden ayrılır ve yeni bir kimlik ortaya çıkar.

Doğum öncesi anne ve bebek bir bütün. Dünyaya geldikten sonra ikisi için de yaşanan şok dönemi yeniden bağlanmayı gerektirir. Bağlanma iki varlık arasındaki çok yoğun ve yakın bir ilişki olarak tanımlanabilir. Bu bağ anneyi yoğun bir şekilde kendini çocuğa adamış hale getirir. Hatta bazen eşini ve kendi hayatını unutur. Anneliği doğru şekilde yapması gerektiğini düşünür.

Bağlanma sevgiyle inşa edilir. Yetişkinin çocuğa ne kadar şefkatle müdahil olduğu, ona bir birey olarak ne kadar şefkatle yanıt verdiği belirleyicidir. Bu en baştan ilişki kurmakla ilgili.

Bağlanma temas kurmaya, çocuğunuzu tanımaya, bir ilişki kurmaya ne kadar istekli olduğunuza bağlıdır. Çocuklar bağ kurmaya her zaman açıktır. Yetişkinin kendini ayarlaması gerekir.

Bu yazıyı paylaş

Çocuk Yetiştirmek İçin Bir Köy Gerekir

Aile yapıları değişti. Artık aileler daha küçük ve daha yalnız. Toplum olarak onları destekleyecek yapıların oluşturulması gerekiyor. Çocuk yetiştirirken ailelerin topluma, çocukların da başka çocuklara ve yetişkinlere ihtiyaçları var.

Eskiden kadınlar ev hanımıydı. Evin düzeninden sorumlulardı. Baba çalışıp ihtiyaçları karşılıyordu. Tipik düzen buydu. Kadınlar da iş dünyasına girince bu değişikliğe nasıl uyum sağlanacağı konusunda düzenleme yapılmadı.

Kadının rolü değişiyor ve genişliyor. Bugün anne olmak kadınlar için kabul edilen tek işlev değil. Başka seçenekler de var. Kadınlar bazen başka seçenekleri tercih ediyorlar bazen de buna mecbur kalıyorlar. Ama kadınlar hala idealize edilen annelik rolüne saplanmış durumdalar.

Bu yazıyı paylaş

Geleceğimiz Çocuklar

Dünkü yazımda da belirttiğim gibi çocuklara bakım veren yetişkinlere yardımcı olmadan çocuklara yardımcı olamazsınız. Çünkü çocukların yetiştirilmesinde farkı yaratan öncelikle anne babalardır. Sonra bu anne babaların yarattığı toplumdur. Bugünkü çocukların iyi yetişmesi demek yarınki toplumumuzun daha sağlıklı, huzurlu olması demektir.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk şöyle söylemiş: “Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar!

Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir.”

Bu yazıyı paylaş

İhmal Edilen Çocukluk

Çocuklar hayallerinden ibarettir. Hayaller insanlara yaşama isteği verirler. Yaşama yön, anlam ve ilham verirler. Çocukların gelecekleri için bunlara ihtiyacı vardır. Hayaller yaşamlarını besler, olası geleceklerini görmelerini sağlar. Bu yüzden hayal kurma yeteneklerini asla kaybetmemeleri gerekir.

İhmal çocukların gelişimi için olumlu bir ortam sağlamanın karşıtıdır. Farklı şekilleri vardır: gıda, beslenme, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılamamak, yalnız bırakmak, konuşmamak, şarkı söylememek, dinlememek, sevildiğini hissettirmemek vb.

Ortama ne kadar çok şey katar, ortamını ne kadar olumlu, besleyici ve sevecen hale getirirsek o kadar iyi olur. Bunlar olmadığında çocuk bu teşvikten, bu çevresel katkıdan mahrum kalır. Bu da çocuğun gelişimine zarar verir. Özellikle ilk yıllar bedenin ve beynin bu etkileşime en ihtiyaç duyduğu dönemdir.

Bu yazıyı paylaş

İlk Yıllarda Öğrenme

Bebekler en gelişmiş öğrenme makineleridir.

Öğrenme doğumda; hatta anne karnında başlar.

Doğduklarında farklı dillerin seslerini ayırt edebiliyorlar.

Gördüklerinden ve duyduklarından anlam çıkarıyorlar.

Anaokuluna giderken bir çocuk meraklı ve öğrenmeye istekliyse okul öncesine gelmeden olumlu deneyimler yaşamıştır. Korumacı ve duyarlı ebeveynleri olmuştur. Güvenli bir ortamda büyümüştür. Sağlıklı ve iyi beslenmiştir. O çocuk keşfetmek, oynamak, sosyalleşmek için gelir. Hayata karşı ilgisi vardır.

Bu yazıyı paylaş

Anne Baba Olmak

  • Çocuğunuz olunca hayat tamamen değişiyor.
  • Daha önce önemli olan şeyler artık önemli olmuyor.
  • O noktada bebeği tanımak ve uyum sağlamak önemli.
  • Her şeyi bilmek gerekiyor gibi bir baskı hissediyorsun.
  • Senin önemli biri olup olmamanla ya da para kazanıp kazanmamanla ilgilenmiyor. Sadece yanında olmanı istiyor.
  • Öncelikler değişiyor.
  • Göz teması ve sevgi ile kurulan bağ sayesinde çocuk gelişiyor.
Bir bebeği dünyaya getirmenin anlamı ailenin yaklaşımına bağlı.
Çocuktan hayatınızdaki bir boşluğu doldurmasını mı bekliyorsunuz?
Planladığınız bir şeyi başaramadınız ve şimdi çocuğunuz aracılığıyla mı başarıyorsunuz?
Yoksa çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesi, kendi hayatının senaryosunu yazması için en iyi olanakları yaratmak için mi oradasınız?
Bu yazıyı paylaş

Çocuğunuzun İlk Yılları

Çocuk gelişiminde ilk birkaç yıl bir evin iskeletini inşa etmeye benzer. Sonraki yıllardaki her şey bu iskeletin üzerine oluşturulur. Bebekler ilk üç yılda hayatlarında öğreneceklerinden daha fazlasını öğrenirler. Beyin gelişiminin çok büyük bir kısmı ve hayatta kurulacak tüm ilişkilerin temeli bu erken yıllarda atılır.

İlk yıllarda çocuğun benlik algısı oluşmaya başlar. “Ben” olmak nasıl bir şey? “İnsan” olmak nasıl bir şey? Nedir bu hayat denen şey? gibi sorular benlik algısını ve dünyayı algılayışını şekillendirir.

Bu yazıyı paylaş